Cheesecake, modern mutfakların en sevilen tatlılarından biri olsa da kökenleri sandığımızdan çok daha eskiye, Antik Yunan dönemine kadar uzanır.
Antik Başlangıçlar Cheesecake’in ilk izlerine M.Ö. 776 yıllarında Antik Yunan’da rastlıyoruz. O dönemde, Yunan sporculara enerji vermesi için hazırlanan, peynir ve balın buğday unuyla karıştırılıp pişirilmesiyle oluşan basit bir “peynirli kek” olduğu biliniyor. Hatta bu tatlının, ilk Olimpiyat Oyunları’nda sporculara ikram edilen bir güç kaynağı olduğu rivayet edilir.
Roma’nın Katkısı Romalılar Yunanistan’ı fethettikten sonra bu tarifi kendilerine uyarladılar. “Libum” adını verdikleri bu tatlıya yumurta ekleyerek daha kek benzeri bir doku kazandırdılar. Zamanla Avrupa’nın çeşitli bölgelerine yayılan bu tarif, her ülkenin kendi yerel peynir kültürüyle harmanlandı.
New York’un Dokunuşu: Modern Cheesecake Bugün bildiğimiz o pürüzsüz, yoğun ve kremamsı New York tarzı cheesecake ise 1900’lerin başında New York’taki Yahudi göçmenlerin, geleneksel Avrupa tariflerini Amerikan kültürüne uyarlamasıyla ortaya çıktı. 1929 yılında, New York’taki “Turf Restaurant”ın sahibi Arnold Reuben’in, tesadüfen “cream cheese” (krem peynir) kullanarak yaptığı deneme, bugün dünya çapında yenen ikonik cheesecake’in doğuşu olarak kabul edilir.
Çilek ile Buluşma Peynir ve şekerin o yoğun, baskın lezzetini dengelemek isteyen pastacılar, zamanla cheesecake’i taze meyvelerle eşleştirmeye başladılar. Çilek, hem asidik yapısıyla peynirin ağırlığını kırdığı hem de o muhteşem kırmızı rengiyle estetik bir kontrast yarattığı için en popüler tercihlerden biri oldu. Başlangıçta sadece bir dilim meyve süslemesi olarak başlayan bu ilişki, zamanla çilekli jöleler, çilek sosları ve tazecik meyvelerle birleşerek cheesecake’i klasik bir tatlıdan, adeta bir sanat eserine dönüştürdü.
Bugün yediğimiz her çilekli cheesecake, aslında binlerce yıllık bir mutfak tarihinin, modern pastacılık teknikleriyle birleşmiş tatlı bir yansımasıdır.